2'nci Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu İstanbul’da gerçekleşti

Haber Giriş Tarihi: 09.06.2026 18:17
Haber Güncellenme Tarihi: 09.06.2026 18:17

İSTANBUL, (DHA)- MOODİST Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Bağımlılık Akademisi ve İstanbul Kent Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 2'nci Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu, İstanbul Kent Üniversitesi Taksim Kampüsü’nde gerçekleştirildi.

Sanal kumarın artık yalnızca fiziksel mekanlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kültegin Ögel, cep telefonları aracılığıyla günün her saatinde erişilebilen dijital platformların riski katladığını söyledi. Prof. Dr. Ögel, “Sanal kumar yeni neslin karşı karşıya olduğu en önemli bağımlılık alanlarından biri haline geldi. Özellikle gençler, hızlı para kazanma arzusu nedeniyle bu sistemlerin hedef kitlesi haline geliyor. Ancak bu yolla düzenli para kazanmak mümkün değil. Buna rağmen gençler bir kez başladığında kendilerini durdurmakta ciddi güçlük yaşıyor” dedi.

Prof. Dr. Ögel, bu sürece ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Bir kez kazanan kişi, kaybetmeye başladığında da oyunda kalmayı sürdürüyor. Çünkü kayıplarını geri kazanabileceğine inanıyor. Asıl tuzak da burada başlıyor.”

Bağımlılığın yalnızca kumarla sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Ögel, dijital dünyanın sürekli yeni bağımlılık biçimleri ürettiğini söyledi. Bir dönem çevrim içi oyunların ön planda olduğunu hatırlatan Ögel, bugün sosyal medya platformlarının da benzer bir etki yarattığını söyledi. Algoritmaların kullanıcıları ekranda daha uzun süre tutmak üzere tasarlandığını belirten Ögel, bu durumun bağımlılık riskini artırdığını ifade etti.

Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu’na İstanbul Kent Üniversitesi olarak ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden İstanbul Kent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Atsü, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca sağlık alanının değil, eğitim kurumlarının ve toplumun tüm paydaşlarının ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Atsü, “Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi ve Bağımlılık Akademisi iş birliğiyle, bağımlılık gibi bireyi, aileyi ve toplumu derinden etkileyen önemli bir konunun üniversitemizde bilimsel bir zeminde ele alınmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Üniversiteler, yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleri yürüten kurumlar değil; aynı zamanda toplumun karşı karşıya olduğu güncel sorunlara çözüm üretme, farkındalık oluşturma ve bilimsel bilgiyi toplum yararına dönüştürme sorumluluğu taşıyan merkezlerdir” dedi.

Dijitalleşmenin özellikle gençler için yeni risk alanlarını da beraberinde getirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Atsü, “Sanal kumar ve bahis bağımlılığı, bugün yalnızca bireysel bir sorun olarak değerlendirilemez. Bu sorun; gençlerin eğitim yaşamını, ruh sağlığını, aile ilişkilerini ve sosyal hayatını doğrudan etkileyen ciddi bir halk sağlığı meselesidir. Bu nedenle erken farkındalık, doğru bilgilendirme ve kurumlar arası iş birliği büyük önem taşımaktadır. İstanbul Kent Üniversitesi olarak gençleri bu risklere karşı bilinçlendirmeyi, bilimsel çalışmalarla topluma katkı sunmayı ve bağımlılıkla mücadelede farkındalık oluşturmayı önemsiyoruz. Gençlerimizi korumak, onların sağlıklı bir geleceğe hazırlanmasına destek olmak hepimizin ortak sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.

Bağımlılık Akademisi Başkanı ve 2'nci Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu Düzenleme Kurulu’nda yer alan Uzman Psikolog Melike Şimşek, sanal kumar ve bahis bağımlılığının özellikle gençler arasında görünmeyen ancak hızla büyüyen bir risk alanına dönüştüğünü söyledi.

Sanal bahis ve kumar platformlarının özellikle gençlerin merak duygusu, ekonomik kaygıları ve kısa yoldan para kazanma isteği üzerinden etkili olduğunu vurgulayan Şimşek, “Başlangıçta küçük kazançlarla kişide kontrol duygusu oluşabiliyor. Genç, sistemi yönettiğini, ne zaman isterse bırakabileceğini ya da kayıplarını geri kazanabileceğini düşünebiliyor. Ancak bağımlılık döngüsü tam da bu noktada başlıyor. Kişi kaybettikçe geri kazanma arzusuyla daha fazla risk alıyor ve zamanla hem ekonomik hem psikolojik hem de sosyal açıdan ağır sonuçlarla karşı karşıya kalabiliyor” ifadelerini kullandı.

Ailelerin ve eğitim kurumlarının bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini belirten Şimşek, gençlerde harcama alışkanlıklarının değişmesi, içe kapanma, okul başarısında düşüş, yalan söyleme, borç alma davranışının artması ve dijital cihazlarla geçirilen sürenin kontrol edilememesi gibi belirtilerin dikkatle izlenmesi gerektiğini söyledi.

Şimşek, “Sanal kumar bağımlılığı çoğu zaman geç fark edilen bir sorun. Çünkü kişi uzun süre bunu gizleyebiliyor ya da yalnızca borç problemi gibi gösterebiliyor. Oysa mesele sadece borç değil, davranışın kontrol edilememesidir. Bu nedenle ailelerin yalnızca sonuçla değil, davranışın kendisiyle ilgilenmesi gerekiyor. Borcu kapatmak, sorunu çözmek anlamına gelmez; çoğu zaman bağımlılık döngüsünün devam etmesine zemin hazırlayabilir” dedi.

Bağımlılıkla mücadelede erken farkındalık, sağlıklı iletişim ve profesyonel desteğin önemine dikkat çeken Şimşek, “Gençleri suçlamak, utandırmak ya da yalnız bırakmak yerine, onları anlamaya çalışan bir iletişim dili kurmak gerekiyor. Ancak bu, sorunun görmezden gelinmesi anlamına da gelmemeli. Sanal kumar ve bahis bağımlılığı, bireysel iradeyle kolayca aşılabilecek basit bir alışkanlık değil; tedavi ve destek gerektiren ciddi bir bağımlılık alanıdır. Bu nedenle ailelerin, eğitimcilerin ve uzmanların birlikte hareket etmesi büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Ögel, “Bağımlılığı anlamanın en etkili yolu çocukla sağlıklı iletişim kurmaktır. Ergenlik dönemine ait davranışlarla bağımlılık belirtilerini ayırt etmek ancak güçlü bir iletişimle mümkündür” dedi.

Bu yıl ikincisi düzenlenen Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu’nun koordinasyonunu gerçekleştiren Klinik Psikolog Yusuf Babacan ise bağımlılığın irade sorunu değil, bir beyin hastalığı olduğunu söyledi. Tedavi edilmediğinde bağımlılığın her geçen gün şiddetlenen patolojik bir duruma evrildiğini belirten Babacan, kumar ve alkol gibi bağımlılıkların beyinde fiziksel değişime yol açtığını ifade etti.

Babacan, bağımlılığın kamuoyunda çoğu zaman bir 'nefis mücadelesi' gibi algılandığını belirterek, “Oysa bağımlılık beynin bazı bölgelerinin işlevselliğini kaybetmesi anlamına geliyor. Beyin ödül merkezi ve kontrol merkezinden oluşur. Kontrol merkezindeki bozulma bağımlılığın gelişmesine neden oluyor. Kontrol merkezi devre dışı kaldığı için kişi kendisini frenleyemiyor. Beynin içsel frenleme sistemi devre dışı kalıyor” diye konuştu.