Hava Durumu

İstanbul - Bakan Kurum: Türkiye’nin 'COP31' yaklaşımı nettir, durağanlık değil aksiyon

İstanbul - Bakan Kurum: Türkiye’nin 'COP31' yaklaşımı nettir, durağanlık değil aksiyon

Haber Giriş Tarihi: 12.02.2026 22:09
Haber Güncellenme Tarihi: 12.02.2026 22:09
Kaynak: DHA
İstanbul - Bakan Kurum: Türkiye’nin 'COP31' yaklaşımı nettir, durağanlık değil aksiyon

Canan İLARSLAN- Hadican EROL/İSTANBUL, (DHA)- BEŞİKTAŞ'ta İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31'inci Taraflar Konferansı'nda (COP31) konuşan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Türkiye'nin COP31'e yaklaşımı nettir; Tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz" dedi.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31'inci Taraflar Konferansı (COP31) Beşiktaş'ta bir otelde düzenlendi. Konferansa Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell ile yurt dışından gelen temsilciler ve davetliler katıldı. Konferansta tanıtım filminin yayınlanmasının ardından temsilciler tarafından ortak basın toplantısı düzenlendi.

'COP TOPLANTILARI ÇOK KRİTİK VE KIYMETLİDİR'

Konferansta konuşan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "COP toplantıları çok kritik ve kıymetlidir; çünkü dünyamız; iklim krizinin yıkıcı etkilerini her gün daha sert şekilde yaşamaktadır. Dahası, iklim değişikliği, sadece bir çevre krizi değil; ticaretten ulaşıma, sanayiden gıdaya, enerjiden eğitime kadar insan yaşamına dair her alanı etkileyen bir varlık-yokluk meselesi haline gelmiştir. İşte dünyanın içinde bulunduğu bu kriz döneminde Türkiye; engin tarihi birikimi, iklim krizine dair attığı somut adımlar ve küresel adalete duyduğu inançla; COP31'e Antalya'mızda ev sahipliği yapacaktır. Hakikaten son 3 aydır; 9-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz COP31'in başarılı bir şekilde sonuçlanması için yoğun bir mücadele içerisindeyiz. Bu çerçevede dün ve bugün İstanbul'da; İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya'dan üst düzey katılımcılarla Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı başarılı bir şekilde tamamladık" şeklinde konuştu.

'COP 31 SÜRECİNİ SONUÇ ODAKLI YÜRÜTMEYİ HEDEFLİYORUZ'

Bakan Kurum, "COP 31 Başkanlığı olarak bu mirası en güçlü şekilde sahipleniyoruz. Buraya kadar COP'lar da alınmış kararları gerek COP 29'da gerek COP 30'da atılan adımları en güçlü şekilde sahipleniyor ve COP 31 sürecini sonuç odaklı yürütmeyi hedefliyoruz. COP31'i başarılı olsun istiyoruz ve başarılı kılmak amacıyla, Türkiye ve Avustralya olarak, istişare ve işbirliğine dayalı bir anlayışıyla çalışacağız. Dünyanın COP31'den beklentilerinin yüksek olduğunun farkındayız. Bizim sorumluluğumuz, bu beklentileri doğru okumak, taraflar arasında güven inşa etmek ve sonuç üretmektir. Hep söylediğimiz bir şey var. Biz, COP31'i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz, kimse de öyle görmemelidir. Türkiye'nin COP31 yaklaşımı nettir; Tek ses değil Diyalog, Ayrılık değil Uzlaşı, Durağanlık değil Aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, tarafsız, adil bir başkanlık anlayışıyla herkesin sesini duyacak, duyuracak ve cesaretlendireceğiz. Küresel iklim eyleminde geriye gidiş kabul edilemez. Tüm ülkelere eşit biçimde tanınan uygulama esnekliğinin ve geçiş sürecine yönelik toleransın artık sıfır noktasında olduğunu herkese en açık ifadelerle anlatacağız. Bu yaklaşım, yalnızca teknik bir müzakere çerçevesini değil; insanlığın doğayla kurduğu kadim ilişkiyi yeniden hatırlatan, medeniyetlerin ortak hafızasından beslenen bir sorumluluk anlayışını temsil etmektedir" dedi.

'GÖBEKLİTEPE İNSANLIĞIN ORTAK BİR ANLAM ETRAFINDA BULUŞTUĞU YERDİR'

Bakan Kurum, "Çıkış noktalarımızdan biri insanlık tarihinin sıfır noktası olarak kabul edilen Göbeklitepe'dir. Çünkü Göbeklitepe insanlığın ilk kez bir araya gelerek ortak bir anlam etrafında buluştuğu yerdir. Bu yönüyle COP31'i insanlığın yeniden bir araya geldiği, 'Geleceğin COP'u' olarak tanımlıyoruz. Evet, Diyalog, COP31 sürecinin başlangıç noktasıdır. Bu çerçevede COP31; hükümetlerin, özel sektörün, şehirlerin, gençlerin ve sivil toplumun anlamlı biçimde dinlendiği, farklı sorumlulukların kabul edildiği kapsayıcı bir istişare zemini oluşturacaktır. Uzlaşı, bu diyalog zemininde inşa edilecek ikinci aşamadır. COP31; iddia ile uygulanabilirlik, hakkaniyet ile sorumluluk arasında denge kuran, ülkelerin kalkınma önceliklerini gözeten gerçekçi taahhütlere odaklanacaktır. Ve Aksiyon. Aksiyon, bu sürecin nihai hedefidir. COP31, taahhütleri sahaya indiren; yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları öncelikli kılacaktır. Bu üç ilke ile, COP31'i söylem ağırlıklı bir müzakere sürecinin ötesine taşıyacak; güven üreten, sonuç odaklı ve reel sektörlerde uygulama çalışmalarını önceleyen bir başkanlık anlayışını sürecin tüm aşamalarında bu duruşu sergileyeceğiz" ifadelerini kullandı.

'ZİRVENİN İLK GÜNÜNDE STRATEJİK LİDERLİK MESAJLARI VERİLECEK'

Bakan Kurum, "Zirveyi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde ve ev sahipliğinde Antalya'da 2 günlük program çerçevesinde gerçekleştireceğiz. Zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yüksek düzeyli genel oturumlar ve stratejik liderlik mesajları verilecek. İkinci gününde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantılarıyla birlikte ortaklıklar geliştirilecek. Cumhurbaşkanımızın liderliği, Türkiye'nin dış politikasında kökleşmiş olan; konuşabilen, dinleyebilen, denge kurabilen ve sonuç üretmeye odaklanan diplomasi anlayışını temsil etmektedir. Bu yaklaşım, iklim diplomasisinde de tarafları aynı masa etrafında buluşturabilen, güven inşa eden ve uzlaşıyı mümkün kılan güçlü bir siyasi rol üstlenecektir" şeklinde konuştu

‘GÜÇLÜ BİR VİZYONLA, ÇOK TARAFLILIĞA OLAN GÜVENİ YENİDEN İNŞA ETMEYE KARARLIYIZ’

Bakan Kurum, ’"COP31 Başkanlığı olarak; sonuç üretmeye odaklanan güçlü bir vizyonla, çok taraflılığa olan güveni yeniden inşa etmeye kararlıyız. Çünkü biz biliyoruz ki; COP31’in yapılacağı ülke olan Türkiye; yüzyıllar boyunca kötülüğün karşısında iyiliğin, adaletsizliğin karşısında hukukun, çirkinin karşısında güzelin yanında saf tutmuştur. İklim değişikliğinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde de insanlığın yanında durmaktadır. Şunu unutmayalım! Kadim dünyadan bugüne ulaşan tek bir reçete vardır. Doğayla uyumlu yaşamak. Çünkü Dünya ortak evimiz ve bizim gideceğimiz başka bir yer, başka bir ev, başka bir sığınak yok. İşte bu şuurla diyoruz ki; Türkiye küresel iklim krizine karşı verilecek mücadelenin doğal merkezidir" dedi.

'İKLİM EYLEMİNDE YENİ BİR ÜÇÜNCÜ DÖNEM HAYATA GEÇİRİLECEK'

Konferansta konuşan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell, "İklim felaketlerini ağırlaştıracağı ve hane halklarıyla işletmeler için maliyetleri artıracağı açık olmasına rağmen, ülkelerini kömür, petrol ve gaza bağımlılığı artırmaya kararlı olanlar bu tehdidi yayıyor. Ve bu güçler, inkar edilemez bir biçimde güçlü. Ama galip gelinebilir. Bu kaos ve gerilime karşı bir alternatif var. Ülkeler yan yana duracaklar, bugüne kadar elde edilenlerin üzerine inşa edecekler ve bu süreci daha hızlı bir şekilde daha ileri taşıyacaklar. İş dünyası, yatırımcılar, bölge liderleri ve yerel liderlerle daha yakın çalışarak her ülkede daha somut sonuçlar elde edecekler. Kısacası iklim eyleminde yeni bir üçüncü dönem hayata geçirilecek. Bu hız kazanma ve ölçeği genişletme dönemi. 2028 yılında ikinci küresel durum değerlendirmesi yapılacak. Bu yıl geldiğinde bu taahhütlere daha yakın olmamız gerekiyor. Böylece ülkeler COP33'e yalnızca hayatta kalma değil, güç veren, sağlam bir yanıtla güven içinde gelecek. Dayanıklılığı artıran, ekonomileri büyüten ve emisyonları güçlü bir şekilde düşüren bir yanıt gerekecek. Bilimin gerektirdiği yeni ve daha güçlü hedefler. Şimdiki görevimiz bu dönüşümü hızlandırmak ve özellikle kırılgan ve gelişmekte olan ekonomiler başta olmak üzere her ülkenin bu fırsat masasında bir koltuğa sahip olmasını sağlamak. İkinci olarak finansman akışını hızlandırmak kilit öneme sahip ki her ülke iklim eyleminin büyük faydalarından faydalanabilsin ve haklarını koruyacak iklim dirençliliğini inşa edebilsin" ifadelerini kullandı. (DHA)

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.