Hava Durumu

‘Sosyal medya sınav kaygısını artırıyor’

Haber Giriş Tarihi: 19.06.2026 12:46
Haber Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 12:46
Kaynak: DHA
‘Sosyal medya sınav kaygısını artırıyor’

İSTANBUL, (DHA)- SINAV dönemlerinin öğrenciler için yalnızca akademik bir değerlendirme süreci değil, aynı zamanda yoğun zihinsel ve duygusal yükün yaşandığı zorlu bir süreç olarak öne çıktığını belirten Prof. Dr. Pınar Kurt Combil, “Sınavlarda yaşanan performans düşüşleri çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, kaygının bilişsel süreçler üzerindeki etkisinden kaynaklanıyor. Günümüzde sosyal medya da bu kaygıyı artıran önemli unsurlardan biri haline geldi” dedi.

Beykoz Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pınar Kurt Combil, günümüz dijital kültürünün sınav kaygısını besleyen önemli faktörlerden biri olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

"Sosyal medyada çoğunlukla başarılar görünür olurken, insanların zorlandıkları süreçler görünmez kalıyor. Öğrenci kendi gerçekliğiyle başkalarının vitrindeki başarılarını karşılaştırıyor. Bu da 'Herkes benden daha iyi hazırlanıyor', 'Ben geride kaldım' gibi düşünceleri besleyerek yetersizlik hissini ve kaygıyı artırabiliyor. Özellikle sınav dönemlerinde sosyal medya kullanımının bilinçli şekilde sınırlandırılması, psikolojik açıdan koruyucu olabilir.”

‘BEYNİM DURDU HİSSİ BİLGİ EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLANMIYOR’

Öğrencilerin sınav sırasında yaşadığı ‘bildiğini unutma’ deneyiminin çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, yoğun kaygıdan kaynaklandığını belirten Combil, şunları söyledi:

"Sınav anında yükselen kaygı dikkati bozar ve okunan soruyla bilgiyi bağdaştıracak olan çalışma belleğini işgal eder. Öğrenci bir yandan soruyu çözmeye çalışırken diğer yandan 'Ya yapamazsam?' düşüncesiyle zihinsel enerji harcar. 'Beynim durdu' hissi, kaygının bilişsel kaynakları geçici olarak bloke etmesinin bir sonucudur."

Stresin her zaman olumsuz bir etki olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Combil, orta düzeyde stresin öğrenciyi motive edebildiğini, ancak belli bir eşiğin aşılmasıyla birlikte beynin durumu tehdit olarak algıladığını belirtti. Bu durumda dikkat ve konsantrasyonun bozulduğunu, özellikle karmaşık problem çözme becerilerinin olumsuz etkilendiğini söyledi.

‘BAŞARISIZLIK KORKUSU KISIR BİR DÖNGÜ YARATIR’

Sınav kaygısının en kritik bileşenlerinden birinin ‘başarısızlık korkusu’ olduğunu belirten Combil, bu durumun zamanla kendini besleyen bir döngüye dönüştüğünü ifade ederek şöyle konuştu:

“Öğrenci başarısız olmaktan korktukça dikkati sorulardan uzaklaşır, bu da kaygıyı artırır. Kaygı arttıkça performans düşer, performans düştükçe öğrenci korkusunun doğrulandığını düşünür. Bu durum zamanla bir kısır döngüye dönüşür.”

Combil’e göre bu döngüyü kırmanın yolu, sonucu kontrol etmeye çalışmak yerine sürece odaklanmak ve küçük, yönetilebilir hedefler belirlemektir.

Combil, sınav sırasında kaygı aniden yükseldiğinde uygulanabilecek en hızlı ve etkili yöntemleri şöyle sıraladı:

“4-6 Nefes Egzersizi: 4 saniye nefes alıp, 6 saniye boyunca yavaşça vermek sinir sistemini hızla sakinleştirir.

“Fiziksel Gevşeme: Omuzları bilinçli olarak serbest bırakmak, elleri kısa süre sıkıp gevşetmek bedensel gerginliği azaltır.

“Zihni Çapa Atma (Anda Kalma): Kendinize ‘Şu anda sadece önümdeki soruya odaklanıyorum’ demek zihni felaket senaryolarından uzaklaştırır.

“Turlama Tekniği: Takılı kalınan soruyla inatlaşmayıp işaret koyarak geçmek, sınavdaki kontrol hissini korur.”

‘AİLELERİN TUTUMU KAYGIYI AZALTABİLİR DE ARTIRABİLİR DE’

Prof. Dr. Pınar Kurt Combil, ebeveynlerin iyi niyetle sergilediği bazı davranışların öğrencide baskı oluşturabileceğini belirterek ailelere şunları önerdi:

“Sürekli ders çalışmayı hatırlatmak, başarı durumunu sık sık sorgulamak, diğer öğrencilerle kıyaslamak ya da yüksek beklentiyi sürekli vurgulamak öğrencinin kaygısını artırabiliyor. Oysa öğrencilerin en çok ihtiyaç duyduğu şey, yalnızca akademik destek değil, koşulsuz kabul gördüğünü hissetmesidir.”

Prof. Dr. Combil, ailelerin çocuklarının duygularını yargılamadan dinlemesini, çabayı takdir etmesini ve ‘Ne sonuç alırsan al senin yanındayız’ mesajını hissettirmesinin, öğrencinin kaygıyla baş etme kapasitesini güçlendirdiğini ifade etti.

‘SINAV KİŞİNİN DEĞERİNİ BELİRLEMEZ’

Sınav sürecine ilişkin en önemli psikolojik hatırlatmanın, sınav sonuçlarını kişinin kimliğiyle özdeşleştirmemek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Pınar Kurt Combil, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bir insan, sınav başarılarından çok daha fazlasıdır. Sınavlar karakterimizi, değerimizi ya da gelecekteki tüm potansiyelimizi ölçmez; yalnızca belirli bir gün ve koşul altında ortaya koyduğumuz performansı değerlendirir. Kaygıyı tamamen yok etmek mümkün değildir; önemli olan onu yönetebilmeyi öğrenmek ve yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmektir.

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.