Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Zarafet Eğitmeni Ayça Kuru’dan çok konuşulacak Fenomenler açıklaması

"Fenomenleri izleyenlerden dolayı yozlaşıyoruz"

Haber Giriş Tarihi: 23.11.2023 22:03
Haber Güncellenme Tarihi: 23.11.2023 22:03
Kaynak: Haber Merkezi
dubainews.com.tr

Ayça Kuru Medya Okulu ve Ayça Kuru Akademi'nin sahibi Zarafet, İmaj ve İletişim Uzmanı Ayça Kuru, "Görgü kuralları unutulduğu için kuvvetli bir yozlaşmanın içindeyiz. Fenomenlerin empati yapması gerekiyor. Yozlaşıyorsak sadece fenomenlerden dolayı değil fenomenleri izleyenlerden dolayı yozlaşıyoruz. O nedenle biraz sirkelenmemiz gerekiyor. Zarafeti ve güzelliği kullanıp, sonra insanların yüzüne tükürmek yanlış algı yönetimidir. Kendisini prenses gibi gösterdikten sonra şeytanlığını ortaya çıkarıyorlar" dedi.
Zarafet, İmaj ve İletişim Uzmanı Ayça Kuru, Türkiye'de ilk zarafet okulunu açan isim... Ayça Kuru Medya Okulu ve Ayça Kuru Akademi'de insanların hayatlarına dokunan Kuru, birçok konuda eğitim veriyor. Adabı muaşeret kurallarının odağında görgü kurallarını bilen hanımefendi ve beyefendiler yetiştiren kurumda, bilinçli siyasilere de eğitimler veriliyor. Görgü kurallarının eksiye göre unutulduğunu anlatan Ayça Kuru, bunun altında birçok neden olduğuna dikkat çekti. Özellikle sosyal medyaya vurgu yapan Kuru, bazı fenomenlerin prim kasmak için insanları yozlaştırdığını ifade etti. "Ekran manipülatörlerinden uzan durun" diyen Kuru, bu fenomenlerin algı operasyonu yaptığını belirtti.
"DALIMDA TEKİM"
Bir medya okulu ve akademisi olduğunu anlatan Ayça Kuru, "Dalımda tekim ve ilk zarafet okulunu açan kurumuz. Kadın ve erkek ilişkileri, görgü kuralları, giyim-kuşam adabı, iletişim, zarafet bunlar çok önemli eğitimlerdir. Ağır,güzel ve doğru eğitimler veren bir kurumun sahibiyim. Aynı zamanda medyada da oyuncu ve sunucu olarak yer alıyorum. Eskiden adabı muaşeret okulları vardı ve zorunlu bir öğretimdi artık günümüzde bazı özel okullarda öğretiliyor. Bilgili aileler bu eğitimi özel olarak alıyor. Böyle olunca yozlaşma olmaya başladı. Artık Türkiye eski Türkiye gibi değil. Eskiden bir kanalda bir çocuğun, genç kadının veya erkeğin röportajını izlediğinizde Türkçesinin, beden dilinin çok güzel olduğunu görürsünüz. Adabı muaşeret dediğimiz bu görgü kuralları eğitimi inşallah devlet okullarında da yavaş yavaş verilecek. Günümüzde sosyal medya da devreye girince artık önemli olan güzel yaşamak değil, yaşamak... Param olsun yaşayayım mantığı var. Böyle olunca eskiye göre biraz kötüyüz, bizde o yüzden bu kurumu açtık. Elimizden geldiğince herkese ulaşmaya çalışıyoruz" diye konuştu.
"ADABI MUAŞERET EĞİTİMİ ŞART"
Şu an ilk başta adabı muaşeret dediğimiz görgü kuralları eğitimlerini alınması gerektiğini belirten Kuru, "Toplumda özellikle trafikte ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Trafikte kavgalar, hakaretler çok fazla. Trafikte, toplumda ve evlilikte nasıl davranılması gerektiği şeklinde görgü kuralları eğitimi alınması gerekiyor. Günümüzde bir de sosyal medya denilen bir şey var, yeni eğitimlerimiz arasında sosyal medya kuralları da var. Klavye delikanlılığı dediğimiz birbirlerine haraket etme durumları var, bunların önüne geçebilmek için muhakkak danışmanlık almak gerekiyor. Zarif bir ülke olmak için çalışıyoruz, çabalıyoruz. Dünyaya bakınca Türkiye çok güzel bir ülke ama daha iyi olmasını hak eden bir ülke. Biz yaklaşık 15 yıllık bir kurumuz, bugüne kadar öğrenci sayımıza bakınca kadın-erkek oranı yüzde 50, yüzde 50'dir. Her cinsiyette olumlu da var, olumsuz da var" ifadelerini kullandı.
"İNSANLARA ZULÜM EDEN BİR KUŞAK GELDİ"
Kuşak çatışmasının yaşandığını ifade eden Kuru, "Eski kuşak zarafet, adabı muaşeret gibi konularda çok daha eğitimliydi. Oturma kalkmasını bilirdi, örf-adet vardı. Şimdi Z kuşağı şöyle diyor: 'Benim hayatım güzel, kendime bakarım.' Büyüklerimiz ise 'ben, anne ve babamın yanında bacak bacak üstüne atamazdım, onların yanında bacaklarımı uzatıp televizyon izleyemezdim' diyor. Böyle bir toplumdan sırtını, göbeğini kaşıyan 'baba, anne hoşgeldin' diyen hatta bazen demeyen, elinden telefonu düşürmeyen, sosyal medyadan çıkmayan, kendi hayatından soyutlanıp, kendi hayatındaki insanlara zulüm eden bir kuşak geldi. Bu kuşak çok zeki, aşık atamayacağımız kadar da bilgili ama bunlara rağmen örf ve adetleri unuttukları için çok kuvvetli bir yozlaşmanın içindeyiz. Bir kadının bir erkeğe, bir erkeğin bir kadına nasıl davranacağını kimse bilmiyor. Annesine nasıl davranacağını bilmeyen bir gençlik geldi. O kesimi düzeltecek tek şey eğitim. Bu kesim neden bu hale geldi? Anne ve babayı dinlemek yerine sosyal medyadaki komik, küfürlü videolara bakarak bu hale geldiler. Bunları ilkokulda, ortaokulda, lisede, üniversitede veya iş hayatında bu eğitimlere tabi tutmamız gerekiyor. Yurt dışında birçok ülkede bu eğitimler halen ilkokulda zorunludur. Ben Türkiye'de özel kolejlere çalışıyorum. Tek amacımız devlet okullarında da başlamasıdır" şeklinde konuştu.
"YANLIŞ FENOMENLER İNSANLIĞI YOK ETTİ"
"Üstadım olan Aydın Serdar Kuru'dan da öğrendiğim üzere aslında her şey inka ve manipüle ile oluşur" diyen Kuru, "Bir kadın-erkek bile ilk tanışmada birbirlerine çok kibar davranırlar. Medya ve güzellik sektöründe de bir algı operasyonu var. Kişiler kendilerini muhteşem, çok zengin, çok güzel gösteriyor. Takma tırnaklar, takma kirpikler, 'kocam da kocam' söylemleriyle bir imaj oluşturdular. Birçok insan 'benim güzellik merkezi açmam gerekiyor' diye bir algıya kapıldı. Belki de ülkemizin yozlaşmasının bir kısmına bu kişiler de etki etti ama haberleri bile yok. Bu kişilere inanmamak için bir kere okumak lazım. Söze inanmayacaksınız icraata bakacaksınız. Kişi 'güzel olun, kibar olun' diyor, daha sonra küfür ediyor, tükürüyor, seni aşağılıyor. Ama fenomen ya saygı duyuluyor. 'O tükürüyor,fenomen oldu. Ben de yapayım' diyor başka biri... Bu yanlış fenomenler insanlığı da yok etti. Bize beyin ve beynini kullanan insan lazım. Eğer kişi bir fenomanse 'ben insanım ve insan gibi davranmam gerekiyor' demesi gerekiyor. İsmini vermek istemediğim birçok fenomen var, içerisinde doğru insanlar da var ama içerisinde çok yanlış insanlar da var. İnsanlara, hayvanlara kötü davranan ve bunlardan prim, izlenme kasan insanları izmeleyin. Kendinizi geliştirmek için videolar izleyin. Bu haraketler sizlere prim kazandırsa da vicdanınız gerçekten rahat mı? Aynı şey size yapılsa mutlu olur musunuz?" ifadelerini kullandı.
"EKRAN ÖNÜNDEKİ MANİPÜLATÖRLERDEN UZAK DURUN"
Empati yeteneğinin sadece insana verildiğine dikkat çeken Kuru, "İnsanları lütfen kendi yerinize koyarak hareket edin. 'Bana bu yapılsaydı, nasıl hissederdim' bunu düşünün. İşte o zaman dünya çok güzel bir yer olacak. Yozlaşıyorsak sadece fenomenlerden dolayı değil fenomenleri izleyenlerden dolayı yozlaşıyoruz. O nedenle biraz sirkelenmemiz gerekiyor. Zarafeti ve güzelliği kullanıp, sonra insanların yüzüne tükürmek yanlış algı yönetimidir. Kendisini prenses gibi gösterdikten sonra şeytanlığını ortaya çıkaran bir görsel aslında... Buna da manipülasyon diyebiliriz. Ekran önünde, sosyal medya önündeki manipülatörlerden uzan durun" dedi.
"ZARAFET; TERBİYE VE NEZAKETTEN GELİR"
İsteyen herkesin zarif olabileceğini ifade eden Kuru, "Zarafet; terbiye ve nezaketten gelir. Terbiye çocukluktan verilir, nezaket ise öğrendiğin terbiye kurallarını uygulamaktır. Zarafette, bu ikisini birleştirip giyim, kuşam, oturma-kalkma, empati ve beynin kullandığı bir durumdur. Sen öğrendiğin bilgileri nezaketle uygularsan tabi ki zarif olabilirsin. 'Hocam zarafet çıt kırıldımlık' diyorlar. 'Hayır ben çıt kırıldım bir insan mıyım?' diye cevap veriyorum. Ben güçlü ama bana çok iyi davranan, nerede nasıl davranmasını bilen bir beyefendiden etkilenirim. Aynı şekilde bir beyefendi de nerede, nasıl duracağını bilen güzel ve asil kadınlardan etkilenir. Kadın-erkek ilişkileri de zarafetle ilgilidir. İş insanları bizden eğitimler alırlar" şeklinde konuştu.
"SİYASETÇİLER, ELLERİ CEPTE YÜRÜMEMELİ"
Siyasetçileri de yorumlayan Kuru, "Biz 2010 yılından beri bilinçli siyasetçilere eğitim veriyoruz. Doğru siyasetçiler var. Hiçbir zaman ellerin arkanda bir insanın karşısında yürüyemezsin. Bir mezarlıkta veya değerli bir yerde bu şekilde duramazsın. Daha kötüsü var, elleri ceplerinde olan siyasilerle iş yaptım. Elleri cepte yürüyor ve kimseye el de uzatmıyor. İnsanlara saygı duymalıyız, temelimiz saygıdır. Siyasetçilerin yaptığı en kötü şey: Milletvekilinin anlamını bilmemiz lazım.  Sen milletin vekilisin ve millete saygı duymak zorundasın, halkının dertlerini dinlemek zorundasın. Sen onu dinlemezsen ve burnunu Kaf dağında görürsen sadece o dönem milletvekili olursun, sonra ki seçimlerde olmazsın veya asla saygı duyulmazsın. Biz buna koltuk aşkı diyoruz. Koltuğa aşık olma, sen işine ve halkına aşık ol" ifadelerini kullandı.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.