Ortadoğu’da Yeni Satranç Tahtası: İran – ABD – İsrail Gerilimi ve Körfez’in Sessiz Stratejisi
Yazının Giriş Tarihi: 01.03.2026 15:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.03.2026 15:16
Ortadoğu’da tansiyon yeniden yükseliyor. İran ile İsrail arasındaki örtülü savaş artık daha görünür bir aşamaya taşınırken, Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki askeri ve diplomatik pozisyonu yeniden tartışma konusu oluyor. Ancak asıl soru şu: Bu gerilim gerçekten bir savaşın habercisi mi, yoksa kontrollü bir güç gösterisi mi?
İran, uzun süredir “vekâlet savaşı” stratejisiyle hareket ediyor. Lübnan’da Hizbullah, Gazze’de Hamas, Yemen’de Husiler ve Irak-Suriye hattındaki Şii milisler üzerinden bölgesel nüfuz alanı oluşturuyor. İsrail ise doğrudan tehdit algıladığı her noktada nokta operasyonlar yaparak İran’ın askeri altyapısını hedef alıyor.
ABD ise bu denklemin hem garantörü hem de dengeleyicisi konumunda. Washington yönetimi bir yandan İsrail’e güvenlik desteğini sürdürürken, diğer yandan geniş çaplı bir bölgesel savaşı istemiyor. Çünkü küresel ekonomi, enerji piyasaları ve özellikle Körfez hattındaki istikrar ABD için hayati önemde.
Tam bu noktada gözler Birleşik Arap Emirlikleri ve Körfez ülkelerine çevriliyor.
İran ile İsrail arasındaki her gerilim, doğrudan petrol fiyatlarına ve ticaret yollarına yansıyor. Hürmüz Boğazı, küresel enerji arzının en kritik geçiş noktalarından biri. Olası bir sıcak çatışma, yalnızca askeri değil ekonomik bir deprem anlamına gelir.
Amerika Birleşik Devletleri açısından mesele yalnızca İsrail’in güvenliği değil; Çin’in bölgedeki artan etkisi ve Rusya ile kurulan yeni diplomatik dengeler de hesaba katılıyor. Washington, bölgeyi tamamen kaybetmek istemiyor ama doğrudan savaşın da parçası olmak istemiyor.
Peki Dubai ve Körfez neden sessiz?
Dubai başta olmak üzere Körfez merkezleri, son yıllarda kendilerini askeri çatışmaların dışında konumlandırarak “istikrar ve yatırım adası” kimliği oluşturdu. Turizm, finans, teknoloji ve lojistik yatırımlarının sürdürülebilirliği için güvenlik algısı hayati. Bu nedenle diplomatik dil, askeri söylemin önüne geçiyor.
Bu kriz, aslında üç katmanlı bir satranç oyunu:
Askeri Katman: Nokta operasyonlar, füze saldırıları ve siber savaş.Ekonomik Katman: Petrol fiyatları, enerji arz güvenliği ve ticaret rotaları.Jeopolitik Katman: ABD-Çin rekabeti, Rusya’nın denge siyaseti ve yeni bölgesel ittifaklar.
Görünen o ki taraflar kırmızı çizgileri test ediyor ama topyekûn bir savaş kimsenin çıkarına değil. İran caydırıcılığını göstermek istiyor. İsrail tehdit algısını bertaraf etmeye çalışıyor. ABD ise yangının büyümesini engellemek istiyor.
Ortadoğu bir kez daha tarihî bir eşiğin üzerinde. Ancak bu kez mesele yalnızca ideoloji değil; enerji, ekonomi ve küresel güç dengeleri.
Soru şu: Bu satranç oyununda kim hamle yapacak, kim bekleyecek ve kim kaybetmeden masadan kalkacak?
Dubai News için bu dosya daha bitmedi.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Savaş Uğurlu
Ortadoğu’da Yeni Satranç Tahtası: İran – ABD – İsrail Gerilimi ve Körfez’in Sessiz Stratejisi
Ortadoğu’da tansiyon yeniden yükseliyor. İran ile İsrail arasındaki örtülü savaş artık daha görünür bir aşamaya taşınırken, Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki askeri ve diplomatik pozisyonu yeniden tartışma konusu oluyor. Ancak asıl soru şu: Bu gerilim gerçekten bir savaşın habercisi mi, yoksa kontrollü bir güç gösterisi mi?
İran, uzun süredir “vekâlet savaşı” stratejisiyle hareket ediyor. Lübnan’da Hizbullah, Gazze’de Hamas, Yemen’de Husiler ve Irak-Suriye hattındaki Şii milisler üzerinden bölgesel nüfuz alanı oluşturuyor. İsrail ise doğrudan tehdit algıladığı her noktada nokta operasyonlar yaparak İran’ın askeri altyapısını hedef alıyor.
ABD ise bu denklemin hem garantörü hem de dengeleyicisi konumunda. Washington yönetimi bir yandan İsrail’e güvenlik desteğini sürdürürken, diğer yandan geniş çaplı bir bölgesel savaşı istemiyor. Çünkü küresel ekonomi, enerji piyasaları ve özellikle Körfez hattındaki istikrar ABD için hayati önemde.
Tam bu noktada gözler Birleşik Arap Emirlikleri ve Körfez ülkelerine çevriliyor.
İran ile İsrail arasındaki her gerilim, doğrudan petrol fiyatlarına ve ticaret yollarına yansıyor. Hürmüz Boğazı, küresel enerji arzının en kritik geçiş noktalarından biri. Olası bir sıcak çatışma, yalnızca askeri değil ekonomik bir deprem anlamına gelir.
Amerika Birleşik Devletleri açısından mesele yalnızca İsrail’in güvenliği değil; Çin’in bölgedeki artan etkisi ve Rusya ile kurulan yeni diplomatik dengeler de hesaba katılıyor. Washington, bölgeyi tamamen kaybetmek istemiyor ama doğrudan savaşın da parçası olmak istemiyor.
Peki Dubai ve Körfez neden sessiz?
Dubai başta olmak üzere Körfez merkezleri, son yıllarda kendilerini askeri çatışmaların dışında konumlandırarak “istikrar ve yatırım adası” kimliği oluşturdu. Turizm, finans, teknoloji ve lojistik yatırımlarının sürdürülebilirliği için güvenlik algısı hayati. Bu nedenle diplomatik dil, askeri söylemin önüne geçiyor.
Bu kriz, aslında üç katmanlı bir satranç oyunu:
Askeri Katman: Nokta operasyonlar, füze saldırıları ve siber savaş.Ekonomik Katman: Petrol fiyatları, enerji arz güvenliği ve ticaret rotaları.Jeopolitik Katman: ABD-Çin rekabeti, Rusya’nın denge siyaseti ve yeni bölgesel ittifaklar.
Görünen o ki taraflar kırmızı çizgileri test ediyor ama topyekûn bir savaş kimsenin çıkarına değil. İran caydırıcılığını göstermek istiyor. İsrail tehdit algısını bertaraf etmeye çalışıyor. ABD ise yangının büyümesini engellemek istiyor.
Ortadoğu bir kez daha tarihî bir eşiğin üzerinde. Ancak bu kez mesele yalnızca ideoloji değil; enerji, ekonomi ve küresel güç dengeleri.
Soru şu: Bu satranç oyununda kim hamle yapacak, kim bekleyecek ve kim kaybetmeden masadan kalkacak?
Dubai News için bu dosya daha bitmedi.